Ana Menü
Site Ziyaretçileri
Pazartesi62
Salı58
Çarşamba68
Perşembe92
Cuma20
Cumartesi83
Pazar81
Toplam: 236.918 Tekil Ziyaretçi
En Çok:374
Çevrimiçi:1 Ziyaretçi
IP Adresiniz:35.169.107.85
İncelemeler: Yeniden İstiklâl!
Yeniden İstiklâl!

İstiklâl mücadelesi, yani bağımsızlık mücadelesi, sadece belirli bir zamanda, belirli bir mekânda ve belirli enstrümanlarla yapılmaz. Zamana, mekâna ve şartlara göre sadece kullanılan metodlar ve araçlar değişebilir. İstiklâl, an itibariyle devam eden bir kazanımdır. Bununla beraber mücadelesi de sahip olunduğu müddetçe devamlılık arz eder. Geçmişin hayaliyle avunmak; gündemi yakalayamayanların, geri kalmışların kendi kendilerini aldatmasından başka bir şey değildir. Aslına bakılırsa, değişen sadece renkler ve biçimlerdir. Öz; değişmeyen, eskimeyen ve ertelenemeyen gerçektir ki, “istiklâl özlemi” olarak ifade edilebilir. 

İstiklâl özlemi, tanım olarak değişiklik göstermezken, bu istemin, kim ya da kimler tarafından, neye, ya da kimlere karşı arzu edildiği konusunda, hedef farklılıklarına sahip olması gayet normaldir. Bu ise bize, mevcut sosyolojik yaklaşımlar temelinde, amaçsal açıdan genel-geçer bir istiklâl özleminin var olamayacağının ispatını sunmaktadır.

İstiklâl mücadelesinde, bu uğurda çaba sarf edenlerin kullandıkları maddi ve manevi araçların niteliği, kabul edilebilirliği ve insancıllığı tartışmalara sebep olmaktadır. İktidarı ele geçirme sürecinde kaybedenlerin hukuku, kazananların tahakkümü altına girmiştir. Süreçte kullanılan teknikler (psikolojik baskı, sorgulama ve muhakeme teknikleri, infaz, silahlı müdahale v.s.), muktedirlerin zayıflaması neticesinde sorgulanır hale gelmekte, eski yöneticilerin yanlışları gözler önene serilmekte ve adalet istenmektedir.  

Bütün bunlar, gayet olağan olaylardır. Çünkü eski istiklâl özlemi zayıflamış, kendi ideolojik kimliğini koruyamaz hale gelmiş ve ona karşıt olarak yeni bir istiklâl özlemi doğmaya başlamıştır. Tabidir ki, eskinin kullandığı yöntemlerin benzerlerini, yeni istiklâl özlemcileri de kullanmaya çalışabilir. Çünkü eskiden mustarip olanlar, ıstıraplarını “bilmukabele” dindirmek isteyebilir. Elbette eskinin muktedirleri yeninin iktidarına, eskinin kaybedenlerinin ithamlarını savuracaklardır.

Gerçek şu ki, uzak ve yakın tarihte, istiklâli, kendi varlığının ayrılmaz parçası olarak görenler, sonsuza kadar mülkleri olacağını sananlar, büyük hezimetlere uğramışlardır. Devletler, ideolojiler ve inançlar mezarlığı olan tarihten çıkartılması gereken en önemli ders; var olmaya ve istiklâle yönelik “arzu” yoksa konuşulacak bir “mevzu” da olamayacağı gerçeğidir.   

Untitled Document
Tarih ve Saat
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın